Tansu Biçer: Filmdeki Gibi Bir Dünyanın Ortasındayız

Tayfun Pirselimoğlu‘nun son filmi Yol Kenarı filminin başrolünde yer alan ve bu performansı ile 37. İstanbul Film Festivali‘nde En İyi Erkek Oyuncu ödülüne layık görülen başarılı aktör Tansu Biçer ile Yol Kenarı üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Yol Kenarı bugünden itibaren vizyonda!


Projeye nasıl dahil oldunuz? Senaryoyu ilk okuduğunuzda ne düşündünüz?

Projeye Tayfun Pirselimoğlu’nun bir gün beni arayıp çalışmak istediğini söylemesiyle dahil oldum. Beni aramış olması beni çok mutlu etti, onu söylemeliyim. Çünkü Tayfun Pirselimoğlu, filmlerini beğendiğim ve birlikte çalışmayı merak ettiğim biriydi ve bu gerçekleşmiş oldu. Senaryoyu ilk okuduğumda ne hissetmiştim çok hatırlamıyorum şu an çünkü çok zaman geçti üstünden ama merak uyandıran ve insanın kafasında sorular uyandıran bir senaryoydu. Sadece anlattıkları değil, bir yandan da oyuncu olarak neler tercih etmem, üstüne nasıl çalışmam gerektiğini merak ettiğimi hatırlıyorum.

Karakterde ya da senaryoda sizi ilk çeken şey neydi?

Senaryo karakterden biraz daha fazla etkiledi beni aslında. Konusu ve bu konunun işleniş biçimi ve tabi Tayfun Pirselimoğlu’nun bunu nasıl çekeceğini merak ettim. Kafası net ve ne istediğini iyi anlatan bir yönetmen Tayfun Pirselimoğlu. Dolayısıyla senaryoyu okumamın üstüne bir de ondan dinleyince parçası olmak istedim.

Yakın dönem Türkiye sinemasının bağımsız filmlerinin önemli bir kısmında rol aldınız diyebiliriz. Bu karşılıklı tercihlerin sebepleri neler sizce?

Bilmiyorum. Yani bu soruyu yönetmenlere sormak lazım aslında. Çünkü biz ne olursa olsun seçilen taraftayız. Yani evet senaryo seçiyoruz ama neticede senaryoya hayır demek için bile önce yönetmenin o rol için sizi seçmiş olması gerekiyor. Kendi adıma ise çalışmaktan haz duyduğum film türü bu. İnsanı daha ayrıntılı çalışmak isteyen, dünyayı daha fazla anlamaya çalışan filmlerde olmayı tercih ediyorum.

Türkiye’nin önemli sinemacıları ile çalıştınız. Tayfun Pirselimoğlu ile de ilk kez bir araya geldiniz. Tayfun Pirselimoğlu ile çalışmak nasıldı?

Çok zevkliydi. Bir kere sette kesinlikle çok rahat bir insan. Kafasında hazır olduğu ve neyi nasıl anlatmak istediğini bildiği için çok rahat. Bu rahatlığı da sette bana çok iyi geldi. Oyuncudan talepleri de çok netti. Neyin fazla neyin eksik olduğunu hemen görüp bunu da gayet açık bir dille anlatıyordu. Bu durumlar ilk kez beraber çalışsanız da aradaki dil uyumunu daha kolay sağlamanıza yardımcı olan şeyler. Hele ki bu tip bir film için yönetmeni anlamak, onun kendini anlatabilmesi çok önemli.

 Filmin çekimleri sizi zorladı mı? Çekim zamanı nasıl geçti sizin için?

Yok çekimler zorlamadı. Aksine rahat çalıştım ben. Tayfun Ağabeyin tarafını bilemem tabii. 🙂 Gayet sakin ve eğlenceliydi. Anlattığımız konuya boğulmadan çalıştık. Üstüne konuştuk düşündük ama içinde boğulmadık ki bence üretimi pozitif etkileyen bir şey olduğunu düşünüyorum.

İstanbul Film Festivali’nde performansınız ödüllendirildi. Tebrik ederiz. Ödül almak sizin için ne anlama geliyor?

Ödül almak güzel tabii. Neticede performansınızı, performans sırasındaki seçimlerinizi, çalışma biçiminizi, oyuncu olarak bakışınızı değerli bulduklarını söylemiş oluyor insanlar. Bu da güzel bir his tabii ki.

Film distopik, zamansız ve melankolik diyebiliriz. Belirsizlik filmin tamamına hakim. Bu hal sizce içinde yaşadığımız mekana ve zamana uygun mu?

Tamamen. Tayfun Pirselimoğlu “Filmde sıkılmış olabilirsiniz ama dışarısı daha can sıkıcı.” demişti festival gösterimi sonrası. Haklı bence. Filmdeki gibi bir dünyanın ortasındayız.
Önümüzden insanlar yanarak geçiyor, biz de bir bakıp, yemek yemeye devam ediyoruz.

Son olarak: Tiyatro oyunu yönettiniz. Sinema filmi yönetmeyi de hayal ediyor musunuz?

Öyle bir hayalim yok. Ben böyle iyiyim şimdilik.

 

Tayfun Pirselimoğlu röportajı için tıklayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir