Sürrealist Yönetmen David Lynch Hakkında Bilmediğiniz 13 Gerçek

Sinemanın anlaşılmaz yönetmenlerinden biri David Lynch… Psikanalitik yöntemler ile kurguladığı filmler sayesinde izleyicinin bilinçaltına seslenen ve hayalgücünün sınırlarını zorlayan Lynch’in bilinmeyenlerini sizler için derledik… İşte Sürrealist yönetmen David Lynch hakkında bilmediğiniz 13 gerçek:

  1. Amerikalı yönetmen ve ressam David Lynch, 20 Ocak 1946’da Montana’da dünyaya geldi. Bir bilim adamı olan babasının çalışmaları sebebiyle çocukluğunu seyahat ederek geçiren Lynch, Amerika ve Avrupa’nın çeşitli sanat okullarında resim eğitimi aldı. Sanata olan yeteneğini Washington ve Boston’da yer alan güzel sanatlar okullarında aldığı eğitimlerle pekiştiren Lynch, son olarak Pennsylvania Güzel Sanatlar Akademisi’nden mezun oldu.
  2. Bu dönemde sinemayla ilgilenmeye başlayan Lynch, 1966 yılında ‘Six Figures Getting Sick’ adlı ilk kısa filmini çekti. Sıradışı filmografisinin ilk yapıtı olan bu film, ressam H. Barton Wasserman’ın dikkatini çekti ve Lynch’in 1968’de ‘The Alphabet’ isimli 4 dakikalık ikinci kısa filmini çekmesine ön ayak oldu.
  3. 1967 yılında Peggy Lynch ile ilk evliliğini gerçekleştiren Lynch, henüz daha 21 yaşındayken baba oldu. Toplam 4 kez evlenen Lynch, 4 çocuk sahibi.
  4. Hayal gücünün sınırlarını zorlamaktan asla çekinmeyen Lynch, 1970 yılında resimden tamamen uzaklaşıp sinemaya yöneldi. Kendine özgü karanlık ve deneysel bir stil geliştiren yönetmen, Amerikan Film Endüstrisi’nden aldığı 5.000 dolarlık burs ile ‘The Grandmother’ isimli yeni filmini çekti.
  5. 1971 yılında Los Angeles’a taşınan ve AFI (Amerikan Film Enstitüsü) Konservatuarı’nda çalışmaya başlayan aykırı yönetmen, aldığı 10.000 dolarlık burs ile ilk uzun metraj filmi ‘Eraserhead’in çalışmalarına başladı. Yönetmenin Philadelphia’da başından geçen karanlık ve korku dolu olayların bir yansıması olarak nitelendirilen yapımın çekimleri 1977’de tamamlananrak kısa sürede kült filmler arasında yerini aldı.
  6. 1980’de, başrollerinde Anthony Hopkins ve John Hurt’ün yer aldığı, gerçek bir hayat hikayesinden uyarlanan ‘The Elephant Man’ adlı film, toplam 7 dalda Oscar’a aday gösterilerek yönetmenin dünyaca tanınmasını sağladı.
  7. ‘The Elephant Man’in getirdiği başarının ardından 1984’te dev bir bütçe ile çektiği ‘Dune’ filmi hayal kırıklığına sebep oldu. Bu hezimetin ardından iç dünyasına yönelen Lynch’in, 1986 yılında çektiği ‘Blue Velvet’ filmi ona yeniden En İyi Yönetmen dalında Oscar adaylığı getirdi.
  8. Gerçek üstücü akımın temsilcilerinden biri olan Lynch’in çektiği ‘Wild at Heart’ filmi, 1990 yılında Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandı.

    Wild at Heart (1990) – Laura Dern and David Lynch
  9. Bu başarısının ardından ‘Twin Peaks’ isimli televizyon dizisini çekmeye başlayan ve büyük bir ilgi gören Lynch, 1997 yılına kadar televizyon dizileri çekmeye devam etti.
  10. 1997’de çektiği ‘Lost Highway’ filminin müzikleri, Marilyn Manson ve David Bowie’nin yanı sıra Nine Inch Nails ve Lynch’in favori müzik grubu Rammstein tarafından kaydedildi.
  11. 1999’da ‘The Straight Story’ filmiyle Oscar’a aday olan Lynch, Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünün sahibi oldu. Bu başarıyı 2001 yılında çektiği ‘Mulholland Drive’ filminin yanı sıra online dizileri ‘Rabbits’ ve ‘Dumbland’ ve kısa filmi ‘Darkened Room’ takip etti.
  12. Blue Bob adında bir heavy metal grubunda gitarist olan Lynch, 2003’te favori müzik grubu Rammstein için bir belgesel hazırladı.
  13. 73 yıllık yaşamında yönettiği filmler ile gerçeküstü bir dünyanın kapılarını aralayan dahi yönetmen, Venedik Film Festivali jürisi tarafından Ömür Boyu Başarı ödülüne layık görüldü.

David Lynch’in sanat dolu yaşamına farklı bir açıdan bakmak istiyorsanız bu akşam 22:00’da Sinema 1001’de yayınlanacak David Lynch: The Art Life belgeselini kaçırmayın deriz.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir