18 Maddede Sinemanın Aykırı Yönetmeni: Lars von Trier

Kendine özgü üslubu ve aykırı filmleriyle bilinen Lars von Trier’in kariyerine ve filmlerine yakından bakmak istedik.

İşte 18 Maddede sinemanın aykırı yönetmeni: Lars von Trier

1. 30 Nisan 1956’da Kopenhag’da dünyaya gelen Trier, daha küçük yaşlardayken sinema dünyasına atım atar. Kendisine hediye edilen “Super 8” kamera ile 11 yaşında kendi filmlerini çekmeye başlayan Trier, Josef von Sternberg’e olan sempatisi nedeniyle ismine ‘von’ ekler.

2. Trier’in aykırı bir yönetmen olmasında ailesinin de büyük rolü olduğunu söylemek yanlış olmaz. Trier’ın annesi oğlu sanatçı genlere sahip olsun diye, çocuğu kocasından değil, Danimarka’nın ünlü bestecilerinden biri olan Fritz Michael Hartmann’dan yapmaya karar verir. Trier’e gerçeği 1995 yılında ölüm döşeğindeyken söyler.

3. Reklam yönetmeni olarak başladığı kariyerine, dizi yönetmenliği ile devam eden Trier, daha sonra film yönetmeni olarak kariyerini sürdürür. Befrielsesbilleder (1982) (“Images of Relief”), isimli kısa filmi Münih Film Festivali’nde En İyi Film Ödülünü alır.

4. Danimarka Film Akademisi’ne giden Trier, ilk uzun metrajlı filmi “The Element of Crime” (1984) ile uluslararası arenada dikkatleri üzerine çeker. Film, Cannes Film Fesitvali’nde Altın Palmiye Ödülü’ne aday olur.

5. Trier’in “The Element of Crime”ın ardından çektiği Epidemic filmi tam bir hayal kırıklığı yaratır. Ancak, 1991 yapımı Europa filmiyle Cannes Film Festivali’nde jüri ödülünü alır.

6. Uçak korkusu olan Trier, seyahatlerine genellikle kendi karavanı ya da başka bir araçla gitmeyi tercih ediyor.

7. 1995’te Dogma 95 isimli bir manifesto yayınlayan Trier, Hollywood’un başvurduğu çekim tekniklerinden uzak durmak ister. Manifestoda yakın çekimler, hareketli kamera kullanımı, farklı ışık efektleri, müzik kullanılmaması gibi doğallığı açığa çıkaran yöntemler kullanan Trier, bir süre sonra bu tekniği de terkeder.

8. Trier bir filmin insanı rahatsız eden, kendini sürekli hatırlatan özellikler taşıması gerektiğini savunur. Bu nedenle Trier filmlerinde sıklıkla rahatsız edici sahnelerle karşılaşırız.

9. 2011 yılında “Melancholia” filmiyle katıldığı Cannes Film Festivali’ndeki “Hitler’i anlıyorum ve sempati duyuyorum” sözleriyle “istenmeyen adam” ilan edilen Trier hakkında, bir daha festivale davet edilmeme kararı alınır. Bu yapımda, Kirsten Dunst, filmde canlandırdığı Justine karakteriyle  Cannes Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı.

10. 100’e yakın ödül ve 200’den fazla adaylık  kazanan Trier, sadece 1 kez Oscar adaylığı elde edebilmiştir. Dancer in the Dark (2000) filmi en iyi orijinal film müziği dalında Oscara aday gösterilmiştir.

11. Trier’in filmleri genellikle bir üçlemenin parçası olarak karşımıza çıkar. “Golden Heart” üçlemesi Breaking The Waves, The Idiots ve Dancer in the Dark filmleri, “Amerika” üçlemesi, Dogville, Manderlay ve Washington filmleri, “Depresyon” üçlemesi  ise Antichrist, Melancholia  ve Nymphomaniac filmlerinden oluşur.

Bjork & Lars von Trier

12. Yönetmenin ilk dram-müzikal denemesi Dancer in the Dark filmidir. Yapım  Dogma 95 manifestosunun güzel örneklerinden biri olarak gösterilebilir.

13. Steven Spielberg, Trier’ın Europa (1991) filmini izledikten sonra ona Amerika’da bir filmin yönetmenliğini üstlenmesi teklifini götürmüş ancak Trier teklifi geri çevirmiştir.

14. The Philadelphia Story (1940) filmi yönetmenin favori filmleri arasında yer alır.

15. Andrei Tarkovsky’e büyük hayranlık besleyen yönetmen hayranlığını  “Tarkovski neden muhteşemdir, açıklamak çok zor; ama benim için filmlerini izlemek vahiy gelmesi gibi bir şeydir.” sözleriyle ifade etmiştir.

16. Antichrist filmini Tarkovsky’e adayan Trier,  Melancholia filminde Tarkovsky’nin Solaris filminden esinlenmiştir.

17. Lars von Trier’in 2015 yılında üzerinde çalışmaya başladığı ve 2017’de vizyona giren “The House That Jack Built” aslında 8 bölümlük bir dizi olarak planlanmış.

18. Trier sineması birçok yönetmen ve oyuncu tarafından övgüyle karşılanmıştır: Quentin Tarantino, “Dogville” filminin şimdiye kadar yazılmış en iyi senaryoya sahip olduğunu, Martin Scorsese, “Breaking the Waves” filminin kendi top 10 listesinde olduğunu, Johnny Depp, yönetmenin filminde rol almak için teklif beklediğini söylemiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir