Karayip Korsanları’na Dair Bilinmeyen Gerçekler!

Karayip Korsanları’na dair bilinmeyen gerçekler! 2017’de vizyona giren ‘Pirates of the Caribbean: Dead Men Tell No Tales’ ile birlikte Karayip Korsanları serisinde yer alan toplam 5 filmin her birini dikkatlice izlemiş olsak bile mutlaka gözümüzden kaçan bazı sahneler veya sahne arkasında gelişen ve daha önce hiç duymadığımız ilginç olaylar olmuştur. En sıkı Karayip Korsanları hayranlarının bile daha önce duymamış olabileceği ilginç bilgileri sizler için derledik.

1.Karayip Korsanları’nın orijinal hikayesinin çıkış noktası ne bir kitap ne de bir filmdi. Projenin ilham kaynağı Disneyland’de yer alan bir bölüm; 1967 yılında dünyaca ünlü eğlence parkında açılan bu bölüm bizzat Walt Disney tarafından denetlenen son ünite olma özelliğini taşıyor. ‘Yo Ho (A Pirate’s Life for Me)’ parçası ise eğlence parkının bu bölümü için özel olarak yazılıp bestelenmiş. Filmlerde Disneyland’deki bu bölüme atıfta bulunan bazı sahneler de mevcut; en etkili ve ikonik olanlardan biri zindandaki korsanların bir köpekten anahtarları almaya çalıştığı kısmın Johnny Depp tarafından canlandırıldığı sahne. Ünitenin en ünlü hattının adı ise serinin son filminin de adı olan ‘Dead Men Tell No Tales’.

2.Depp, film çekimleri sırasında gözlerini kısmamak için set ışıkları ve güneş ışınlarını bloke eden bir lens kullandı, bir nevi güneş gözlüğü görevi gören bu lensler sayesinde sahneleri kolaylıkla çekilebildi.



Hugh Jackman , Jack Sparrow karakteri için ilk düşünülen isimdi!

3.Kaptan Jack Sparrow karakterini canlandırması için önerilen ilk isim Hugh Jackman oldu. Ciddi, kararlı ve bir o kadar da öfkeli Wolverine’in küstah, tembel ve dikkatsiz Jack Sparrow’a dönüşmesinin hayali bile garip, nitekim yapımcılar da aynı şeyi düşündüler ki bu fikirden vazgeçildi. Daha da enteresanı bu karakter için teklif götürülen ilk isim Robert De Niro’ydu. Filmin bu denli ilgi uyandıracağını ön göremeyen ünlü aktör teklifi geri çevirdi. Hata yaptığını söylemeye gerek yok sanırım.

4.İlk film ‘The Curse of the Black Pearl’ün çekimleri sırasında henüz 17 yaşında olan Keira Knightley’i hergün sete annesi götürüp getiriyordu.  Bugün 34 yaşında ve bir çocuk sahibi olan güzel oyuncu, o dönemler oldukça gergin olduğunu ve kendini yetersiz hissettiğini belirtmiş.

5.At World’s End’in çekimleri filmin açılış tarihinden yalnızca 2 gün önce tamamlandı. Son sahnenin senaryosu o kadar plansızdı ki bir peçete üzerine karalanmıştı. Tüm bu kargaşaya rağmen ‘At World’s End’ filmi, 300 milyon dolarlık bütçesiyle o dönemde çekilen en yüksek bütçeli film olma özelliğini taşıyor, bu rakam ‘Lord of the Rings’ üçlemesinin toplam bütçesinden daha fazla. Yaklaşık 1 milyar dolar hasılat elde edildiği düşünülürse kesinlikle buna değdi.

6.‘On Stranger Tides’ filminin çekimleri sırasında hava koşulları oldukça çetindi. Kasvetli, soğuk ve yağmurlu bir set gününde, ıslanan ve oldukça üşüyen film ekibinin oyuncular kadar korunaklı olmadığını farkeden Johnny Depp, 64.200 dolar harcayarak 500 kişilik ekibin tümüne su geçirmez ceketler satın aldı. Bu tarz düşünceli hareketleri ve yardımseverliği ile ünlü olan Depp için belki bu rakam çok önemli değil, ancak bunu düşünmüş olması paha biçilemez.

7.‘On Stranger Tides’ filminin çekimleri sırasında Penelope Cruz hamileydi. Çekimlerin son zamanlarına kadar hamileliği çok belli olmasa da zorlu hareketler ve risk içeren sahnelerin çekimi sırasında kız kardeşi Monica Cruz ile çalışıldı.



Karayip Korsanları serisindeki bazı filmler Çin’de yasaklandı!

8.Karayip Korsanları serisindeki bazı filmler farklı sebeplerden ötürü Çin’de yasaklandı. Özellikle ‘Dead Man’s Chest’ filminde; şiddet, doğaüstü unsurlar ve yamyamlık tasviri içeren sahnelere yer verilmesi bu yasağın en büyük sebeplerinden biri. ‘At World’s End’ ise filmin Çinli imajını kötüleme ve tahrif etme amaçlı olduğunu düşündükleri için yasaklandı. Hong Kong’lu oyuncu Chow Yun-Fatwas tarafından canlandırılan Captain Sao Feng yüzünde yaralar olan kel bir karakter, üstelik uzun sakalllı ve uzun tırnakları var. Tüm bunlar Çin hükümeti tarafından Çinli imajını şeytanlaştırmaya yönelik eski bir Hollywood geleneği olarak görülüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir