2019 Bitmeden İzlemeniz Gereken 10 Sanat Filmi

2019 bitmeden izlemeniz gereken 10 sanat filmi. Teknoloji ilerledikçe yüzeyselleşen sinema filmlerine maruz kalmış bir kuşağın temsilcileri olarak sinemanın uçsuz bucaksız dünyasında, nesli tükenmekte olan sanat filmlerine şans tanımanın zamanı geldi de geçiyor bile.

Arthouse olarak anılan sanat filmleri, sosyal gerçekliği merkezine oturtarak, düşündürmek, ilham vermek ve etkilemek üzerine kurulu derin ve deneysel yapımlar olarak çıkıyor karşımıza. Sanılanın aksine her sanat filmi ağır veya anlaşılması güç değildir, hatta film ilerledikçe dahil olduğunuz konunun derinliğinde yüzmekten zevk alacağınız bir deneyim haline gelir.

Henüz sanatsal ögeler içeren yapımlarla barışık değilseniz, bu büyülü dünyaya adım atmanıza yardımcı olabilecek listemize göz atmalısınız.

İşte 2019 bitmeden izlemeniz gereken 10 sanat filmi

Ash Is the Purest White


Büyüleyici bir melodram, 16 yıla yayılan trajik bir aşk hikayesi. Filmde, genç bir dansçı olan Qiao, Çin’in yeraltı dünyasındaki çeteler arasında çıkan bir çatışma sırasında mafya üyesi sevgilisi Bin’i korumak uğruna açtığı ateş sebebiyle hapse girer. Beş yıllık cezası bittikten sonra özgürlüğüne kavuşan ve Bin’i aramaya koyulan Qiao’nun aşkı uğruna sürüklenişini takip eden film bir yandan Çin’de yaşanan sosyokültürel ve ekonomik değişimleri çarpıcı bir dille yansıtıyor.

Katıldığı birçok festivalden ödüllerle dönen filmin yönetmen koltuğunda, senaryosunu da kaleme alan Jia Zhang-ke oturuyor. Çin & Fransa & Japonya ortak yapımı olan filmin başrollerinde Zhao Tao, Fan Liao, Yi’nan Diao yer alıyor.

A Hidden Life


‘A Hidden Life’, 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler için savaşmayı reddeden ve idam cezasına çarptırılan Avusturyalı çiftçi Franz Jägerstätter’in gerçek hayat hikayesini merkezine alıyor. Film, idealleri için verdiği mücadele sebebiyle vatan haini ilan edilen çiftçinin dramatik hikayesini, dönemin çarpıcı gerçekliği ile birleştiren bir başyapıt.

Ünlü yönetmen Terrence Malick tarafından yazılıp yönetilen biyografik dram türündeki yapımda başrolleri August Diehl, Valerie Pachner ve Maria Simon paylaşıyor. Dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yapan filmin 173 dakikalık görsel bir şölen sunuyor.

Birds of Passage


Yılın en çok konuşulan filmlerinden biri olan ‘Bird of Passage’, 1970’lerin Kolombiya’sında geçiyor. Film, köklü bir ailenin kızına aşık olan ve bir aile kurmak isteyen Rapayet’in başlık parasını biriktirmek üzere illegal ticarete atılmasını konu ediniyor. Güç ve zenginlik arzusuyla, en yakın arkadaşı Moises ile başvurdukları bu yol sayesinde elde ettikleri kazanç, bir süre sonra geleneklerinin ve aile bağlarının zedelenmesine sebep olur.

Katıldığı festivallerde eliştirmenlerden tam not alan sansasyonel yapım, aynı zamanda Akademi Ödülleri’nin Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde, ülkesi Kolombiya adına Oscar adayı olmaya hak kazandı. Kolombiyalı yönetmenler Cristina Gallego ve Ciro Guerra tarafından yönetilen bu epik hikayede başrolleri Carmiña Martínez, José Acosta ve Natalia Reyes paylaşıyor.

At Eternity’s Gate


Vincent van Gogh’un hayatına dair bilinmeyenler ve Arles’teki son zamanlarını konu edinen yapımda, başrolde yer alan isim Willem Dafoe. Dafoe’nun ünlü ressama olan benzerliğinin yanı sıra muhteşem performansı ve titizlikle hazırlanan dönem kostümleri bir araya geldiğinde ortaya çıkan sonuç görsel bir terapi niteliğinde.

Filmin yönetmenliğini üstlenen Julian Schnabel ve görüntü yönetmeni Benoît Delhomme’un da birer ressam olduğunu düşünürsek üzerimizde bıraktığı etkinin sebebi anlaşılır hale geliyor. Biyografik yapımın oyuncu kadrosundaki diğer isimler arasında Rupert Friend, Mads Mikkelsen ve Oscar Isaac yer alıyor.

The Endless Trench  


Yıl 1936… Faşizm tarafından ele geçirilen bir ülkede geçen etkileyici bir iç savaş dramı. Film, İspanya’nın güneyinde yer alan bir Endülüs kasabasında, öldürülmek üzere işaretlenmiş bir adam ile onu korumak için herşeyini feda etmeye hazır bir kadını merkezine alıyor. Bir evde yaşanan hapis hayatı, ölüm kalım mücadelesi ve duygusal fırtınaları dramatik bir çerçeveden izlerken, psikolojik klostrofobinin doruklarına ulaşıyoruz.

Dram türündeki yapımın yönetmen koltuğunu José Marí Goenaga ve Aitor Arregi paylaşıyor. Başrollerde döneminin en iyi İspanyol aktörlerinden biri olan Antonio de la Torre’nin yanı sıra Belén Cuesta ve Vicente Vergara yer alıyor.

Sunset


I. Dünya Savaşı öncesi, Avrupa’nın kalbi Macaristan’da geçen bir dram. Geçmişine dair sırları ortaya çıkarmak isteyen genç bir kızın, bu yolda korkusuz bir kadına dönüştüğü sarsıcı bir hikaye. Film, Irisz Leiter adlı genç kadının, eskiden ailesine ait olan ve kendi soyadını taşıyan şapka dükkanında çalışma hayaliyle Budapeşte’ye geri dönüşü ve ne pahasına olursa olsun burada kalarak ailesine ait sırları ortaya çıkarma mücadelesini merkezine alıyor.

Dünya prömiyerini yaptığı Venedik Film Festivali’nde FIPRESCI Ödülü’ne layık görülen filmin yönetmen koltuğunda László Nemes oturuyor. Filmin başrollerini Juli Jakab, Vlad Ivanov ve Evelin Dobos gibi isimler paylaşıyor.

Skin


Irkçılar tarafından yetiştirilen ve FBI’ın arananlar listesinin en başında yer alan Bryon Winder adında beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir adamın gerçek hikayesi. Yüzünü kaplayan dövmeleri ile çevresinde nam salmış yoksul bir genç olan Bryon, yıllardır savunduğu düşüncelerinden sıyrılarak içinde nefrete yer olmayan yeni bir hayatın kapılarını aralar. Sevdiği kadın ile evlenerek üç çocuk sahibi olan Bryon’ın geçmişi peşini kolay kolay bırakmayacaktır.

Biyografik dram türündeki yapımın yönetmenliğini Oscar ödüllü yönetmen Guy Nattiv üstleniyor. Jamie Bell’in başrolde yer aldığı filmin oyuncu kadrosundaki diğer isimler arasında Danielle Macdonald, Daniel Henshall ve Vera Farmiga yer alıyor.

The Wolf’s Call


Fransız sinemasında görmeye alışık olmadığımız, bir denizaltı ve çevresinde dönen olayları merkezine alan gerilim türündeki yapım. Film, bir Fransız denizaltı mürettabatının kendilerini uluslararası bir krizin ortasında bulmasını ve nükleer bir kıyamet ile birlikte gelebilecek olası bir dünya savaşını önlemek adına mümkün olan her yolu denemelerini konu ediniyor. Tek bir hataları tüm dünyanın kaderini değiştirebilir.

Yönetmenliği Antonin Baudry tarafından üstlenilen aksiyon ve gerilim türündeki yapımın oyuncu kadrosunda François Civil, Omar Sy ve Mathieu Kassovitz gibi isimler yer alıyor.

Long Day’s Journey into Night


Geçmişin günümüze, hayallerin gerçeğe karıştığı duygusal bir deneyim ve dramatik bir başyapıt. Film, 12 yıl önce kaçtığı memleketine geri dönen ve sevdiği kadının hatırasının izini süren Luo Hongwu adındaki bir adamın hikayesini merkezine alıyor.

2016 yılında çektiği ilk uzun metraj filmi ‘Kaili Blues’ ile eleştirmenlerden övgü toplayan Çinli yönetmen Bi Gan’ın yeni filminde başrolleri Wei Tang, Jue Huang ve Sylvia Chang paylaşıyor. Uzun sekansları ve sinematografisiyle farklı bir deneyim sunan yapım 3D olarak çekildi.

Arctic


‘Arctic’, zorlu ve acımasız doğa koşullarında hayatta kalma mücadelesi veren Overgård adında bir adamın dramatik hikayesini merkezine alıyor. Gerilimi yüksek yapımda, trajik bir uçak kazasından sağ kurtulan karakterin hiçliğin ortasında verdiği psikolojik ve fiziksel savaş, Mads Mikkelsen’ın muhteşem performansıyla ekranlara taşınıyor.

Brezilyalı yönetmen Joe Penna’nın ilk uzun metrajlı filmi olan ‘Arctic’in çekimlerinin büyük bir kısmı görselliğiyle dikkat çeken İzlanda’da gerçekleşti. Film, prömiyerini yaptığı Cannes Film Festivali’nde, Altın Kamera Ödülü’ne aday gösterildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

kartal escort ataşehir escort mersin escort bayan mersin escort bayan brazzers mature porno altyazili porno porno hikayeleri turk porno kuşadası escort bayan denizli escort bayan bodrum escort bayan